Başbakan Kurti, Uluslararası Roma Dili Günü kutlamalarına katıldı
Priştine, 5 Kasım 2026 / Prizren, 4 Kasım 2026
5 Kasım arifesinde Kosova Cumhuriyeti Başbakanı Albin Kurti dün akşam Prizren'de, kurumsal temsilciler ve Roma topluluğu üyeleriyle birlikte Uluslararası Roma Dili Günü kutlamalarına katıldı.
Açılış konuşmasında Başbakan Kurti, Roma dilinin yalnızca yasal normlar ve haklar meselesi olmadığını, bilakis bir dava, direniş ve sürekli bir varoluş eylemi olduğunu ifade etti.
Başbakan Kurti, "Kosova, kültürel çeşitliliği aracılığıyla bir arada yaşamanın yalnızca aynı alanda farklı toplulukların varlığı değil, aynı zamanda onların mirasının karşılıklı olarak tanınması, saygı görmesi ve teşvik edilmesi olduğunu kanıtlama potansiyeline ve sorumluluğuna sahiptir. Prizren'deki Roma topluluğu, nesiller boyu süren asimilasyon baskısı karşısında, Roma dili, kültürü ve kimliğinin korunmasına yönelik net bir amaca dayanan önemli kültürel odak noktaları yaratmıştır" dedi.
Başbakan Kurti, akademik güçlendirme için bir fırsat olarak öğrencilere verilen burslar da dahil olmak üzere Roma topluluğuna yönelik destekleyici eylem ve politikalardan bahsetti.
Başbakan, "Eğitim ve Bilim Bakanlığında, okul öncesi eğitim ders kitaplarına Roma topluluğunun tarihinin, kültürünün ve geleneklerinin dahil edilmesi, ayrıca Roma dilinin seçmeli eğitimi için müfredatın gözden geçirilmesi ve bu dilde yeni ders kitaplarının yayımlanması hususunda yoğun bir şekilde çalışılmaktadır" vurgusunu yaptı.
Başbakan Kurti'nin Konuşmasının Tamamı:
Kosova Cumhuriyeti Meclis Üyesi ve Kosova Birleşik Roma Partisi Genel Başkanı Sayın Albert Kinolli,
Meclis Başkanvekili Sayın Emilija Rexhepi,
Kültür, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Sayın Sejnur Veshall,
Meclisin Değerli Milletvekilleri, Fridon Lala, Artan Asllani, Bahrim Shabani ve Fatma Thaçi,
Değerli Konuklar,
Hanımefendiler ve Beyefendiler,
Kız ve erkek kardeşlerim,
Her demokrasinin özünde ahlaki bir ilke yatar. İnsan ve topluluk rakamlara indirgenemez. Haklar talep etmemiz gereken imtiyazlar veya ayrıcalıklar değil, bize ait olan ve bizi bağlayan haklardır. Bu fikir yeni değildir, bunu ben de uyduruyor değilim; milattan önce IV. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Kalkedonlu Phaleas eşitsizlik ve sosyal adalet meselelerini ele almıştır. Bu, eşitlik ve sosyal adaletin antik çağlardan beri siyasi düşüncenin temel meseleleri arasında yer aldığını kanıtlamaktadır.
Dil, bu eşitliğin temellerinden biridir.
Roma dili yalnızca yasal normlar ve kağıt üzerinde garantilenmiş haklar meselesi değildir. O bir dava, bir direniş ve sürekli bir varoluş eylemidir. Çünkü unutulmuşluğa, ötekileştirmeye ve sessizliğe karşı hayatta kalma mücadelesi veren her dil, kolektif bir direniş biçimine dönüşür. Roma dilinin korunması elbette kurumsal tanınma talebidir, ancak aynı zamanda onur, kimlik ve kendinizden vazgeçmeden tarihin bir parçası olma hakkı talebidir.
Kosova, kültürel çeşitliliği aracılığıyla bir arada yaşamanın yalnızca aynı alanda farklı toplulukların varlığı değil, aynı zamanda onların mirasının karşılıklı olarak tanınması, saygı görmesi ve teşvik edilmesi olduğunu kanıtlama potansiyeline ve sorumluluğuna sahiptir. Prizren'deki Roma topluluğu, nesiller boyu süren asimilasyon baskısı karşısında, Roma dili, kimliği ve kültürünün korunmasına yönelik net bir amaca dayanan önemli kültürel odak noktaları yaratmıştır.
Bu çabalar sadece kültürel faaliyetler değildir. Bunlar bir bilincin ve tarihi sürekliliğin biçimleridir. Çünkü kültürel hareketler, bir kimliği savunduklarında, bir davayı dillendirdiklerinde ve miras sevgisi ile onu koruma gücü arasında kalıcı bir bağ kurduklarında siyasi bir boyuta da sahiptirler.
Aynı sevgi ve azim, eski Roma şarkılarının nesiller boyu hayatta kalmasını mümkün kılmıştır. Eğitime erişimin ve okuryazarlık imkanlarının sınırlı olduğu dönemlerde bile bu şarkılar nesilden nesile sözlü olarak aktarılmıştır. Bu sözlü miras aracılığıyla Roma topluluğu yalnızca melodileri ve kelimeleri değil, aynı zamanda hafızasını, deneyimlerini ve dünya görüşünü de korumuştur.
Bu bağlamda, İngiliz antropolog Amelia Abercrombie'nin vakası bize ülkemiz Kosova'nın taşıdığı kültürel zenginliği hatırlatmaktadır.
Bir an için düşünün. İngiliz bir antropolog Prizren'e geliyor, Roma topluluğunu incelemek için burada kalıyor, Roma dilini öğreniyor ve dil, kimlik, tarih ile toplumsal ilişkiler arasındaki bağları araştırıyor. Ardından bu deneyimi, Kosova Roma topluluğunun deneyimini uluslararası bilgi alanına taşıyan akademik bir esere dönüştürüyor.
Abercrombie, Eylül 2013'ten Mart 2015'e kadar Prizren'de geçirdiği süre zarfında Terzimahalle'deki Roma topluluğu ve "Durmish Aslano" sivil toplum kuruluşunun faaliyetleri üzerine etnografik araştırmalar yürütmüştür. Araştırması, 2021 yılında Routledge tarafından yayımlanan Mixing and Unmixing Languages. Romani Multilingualism in Kosovo adlı kitapla taçlandırılmıştır. Bu, Kosova'nın çalışma, hafıza ve kültürel miras alanı olarak taşıdığı değerin anlamlı bir örneğidir. Prizren sadece bu tarihin yaşadığı bir yer değil, aynı zamanda anlaşılabileceği ve tüm dünyayla paylaşılabileceği bir yerdir.
Romanları ortak kimliğimizin ayrılmaz bir parçası ve toplumumuzu yüzyıllardır şekillendiren derin çokkültürlülüğün yaşayan kanıtı olarak görüyoruz. Roma dili ve Roma kimliği korunmaktadır, çünkü bir halkın hafızası, gelenekleri, düşünce biçimi ve manevi mirası korunmaktadır.
Değerli Konuklar,
Bu konuşmada, Roma dilinin korunmasının sadece söylemsel bir taahhüt olarak kalamayacağını, somut eylemler, kurumsal sorumluluk ve sürekli iş birliği gerektirdiğini vurgulamak istiyorum.
Bu doğrultuda, sizlerle beş somut taahhüdümü paylaşmak istiyorum:
Eğitim ve Bilim Bakanlığında, okul öncesi eğitim ders kitaplarına Roma topluluğunun tarihinin, kültürünün ve geleneklerinin dahil edilmesi, ayrıca Roma dilinin seçmeli eğitimi için müfredatın gözden geçirilmesi ve bu dilde yeni ders kitaplarının yayımlanması hususunda yoğun bir şekilde çalışılmaktadır.
Kültür, Gençlik ve Spor Bakanlığında, "Durmish Aslano" sivil toplum kuruluşunun talebi üzerine geleneksel Roma şarkı ve danslarının manevi kültürel mirasın korunması kapsamına dahil edilmesi için dokümantasyon çalışmaları yürütülmektedir. Bu, yüzyıllardır hayatta kalmış bir mirasın kurumsal olarak tanınması ve korunması yolunda önemli bir adım olacaktır.
Başbakanlık bünyesinde, Roma dilinin korunması ve geliştirilmesine katkı sunan faaliyetlere desteği konsolide etmeyi amaçlıyoruz. Bu bağlamda, Roma medyası gerekli kurumsal desteğe sahip olmalıdır, çünkü onlar sadece bilgilendirme araçları değil, aynı zamanda dilin korunması ve geliştirilmesi için kilit alanlardır.
Eğitim desteği yönünden, akademik ve mesleki açıdan güçlenmelerine bir fırsat olarak Roman, Aşkalı ve Mısırlı topluluklardaki öğrencilere burs dağıtımı devam etmektedir.
Uluslararası boyutta, bu Hükümet bünyesinde ilk kez, Avrupa'daki Roma örgütleri ve temsilcileriyle diyalog geliştirmek, iş birliği yapmak ve Roma diplomasisi inşa etmek üzere Bakan Yardımcısı Sejnur Veshall'dan özel bir çaba sarf etmesi talep edilmiştir. Berlin ziyareti ve ERIAC (Avrupa Roma Sanat ve Kültür Enstitüsü) ile iş birliğinin teyit edilmesi bu yönde atılmış somut bir adımdır.
Sevgili Dostlar,
Sözlerimin sonunda, bu konuşma ile aktarmak istediklerimi bir nevi özetleyen „Köprü“ (Ura) şiirinden bazı dizeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü köprü gibi; köprü sadece nehrin iki yakasını birbirine bağlamakla kalmaz, aynı zamanda hafızayı taşımak ve mesafeleri aşmak için bütün dünyaları sunar. Ve siz biliyorsunuz ki bizim Hükümetimiz, sizin Hükümetiniz köprüler hükümetidir. Evet. Mitroviça'da ve her yerde inşa ettiklerimizin yanı sıra ruhsal, kültürel, eğitsel, ekonomik, ticari köprülerin ve benzerlerinin de hükümetidir. Ve bu şiirden belki de benim konuşmamdan bile çok şey anlatan sadece iki dizeyi okuyacağım:
"Sen benim köprüsün,Aydan balkondan güneşin pencerelerine kadar“. — Sejnur Veshall.
Bahtalo Romalen! Kutlu olsun!